Bir varmış bir yokmuş… Anadolu’nun rüzgârlı bozkırlarında, Keloğlan adında zeki, meraklı ve çok duyarlı bir çocuk yaşarmış. Bir gün etrafına bakmış; insanlar eskisi gibi gülmüyor, tarlalar eskisi gibi yeşermiyor, kuşlar bile daha az ötüyormuş. Bir kıtlık başlamış… Ama bu sadece yiyecek kıtlığı değilmiş; umut, neşe ve sevgi de azalmış. Keloğlan, “Bu mutsuzluğa bir çare bulmalıyım,” demiş ve bohçasını alıp Anadolu bozkırlarında yola çıkmış. Yolda bembeyaz, dalgalı tüylü genç bir 16. yüzyıl tiftik keçisiyle karşılaşmış. Keçi hüzünle demiş ki: — Anadolu’nun sütü bozuldu, Keloğlan… Maya tutmuyor artık. İnsan insanı sevmiyor, doğa da buna küstü. Keloğlan üzülmüş. Ama keçi gülümsemiş: — Benim sütüm hâlâ saf. İstersen sana verebilirim. Keloğlan bohçasını açmış ve içinden kurumuş gibi görünen birkaç zeytin fidesi çıkarmış. — O zaman gel, bunları senin sütünle toprağa dikelim, demiş. Beraber fideleri dikmişler… Bir de ne görsünler! Fideler gözlerinin önünde yeşermeye, filiz vermeye başlamış. Toprak sanki uyanmış!
Saf pamuklu bez kağıt üzerine akrilik 56*76, 2025
